Sao Paulo Gezilecek Yerler

Güney Amerika’nın en büyük şehri olan Sao Paulo Piratininga platosunda yer almaktadır. Şehir coğrafyasının iç kısımlarına yayılmış nehirler ile çevrilidir. 1554’teki kuruluşundan hemen sonra Sao Paulo Brezilya’nın geri kalanı için bir nevi giriş kapısı olmuş. Bu coğrafyaya bandeirantes olarak bilinen kaşifler seferler yaparak bölgeyi tanımışlar. Bu keşifler sırasında kullanılan ana karayolları bu gün de hala kullanılmaya devam etmektedir.

Dünyanın dört bir yanından gelen göçmenler her zaman Sao Paulo’nun bir parçası olmuşlar.  Hala Portekiz, İspanyol, Alman, Afrika, Yahudi, Arap ve Japon göçmenlerinin şehir yaşamı ve kültürü üzerindeki etkisini göreceksiniz. Örneğin şehirde Japon göçüne ayrılmış bir müze de vardır. Belki kent hakkında kavranması gereken en zor şey şehrin büyüklüğüdür. Şehrin büyüklüğünü keşfetmenin en kısa yolu ise Avenida Ipiranga’daki 46 katlı İtalya Binası’nın gözlem terasıdır. Bu terastan muhteşem şehir manzarasını izleyerek şehir hakkındaki bütün merakınızı giderebilirisiniz. Ayrıca Sao Paulo’nun turistik mekanlarını çok yaygın olan demiryolu ağı ile keşfetme imkanına da sahipsiniz.

Sanat Müzesi

Sao Paulo Sanat Müzesi 1968’de açıldı. Müze tarih itibari ile çok eski sayılmasa da Latin Amerika’da batı sanatını en temsil eden ve en kapsamlı koleksiyonuna sahip müzesi olarak nitelendirilebilir. Renoir, Van Gogh, Matisse, Manet, Debret, Picasso, Miro’nun eserlerinin yanı sıra Degas’ın bronz heykelini de müzede görebilirsiniz. Müze Rönesans sanatçıları ile birlikte 20. yüzyılın sonundaki Portinari ve Di Cavalcanti gibi çağdaş sanatçıları da bir araya getiriyor. Müze aynı zamanda çağdaş sanatçılar üzerine odaklanan ilk müze ünvanına da sahiptir. Müzenin seçkin koleksiyonlarını Tate Modern, MoMA ve Centre Pompidou oluşturur. Brezilyalı ve İtalyan asıllı mimar Lina Bo Bardi tarafından tasarlanan yapı Modernizm’in klasik bir parçası olarak inşa edilmiş. Süslü ve gösterişli yapısının altındaki meydan antika pazarına ve sık sık konserlere ev sahipliği yapıyor.

Şehir Tiyatrosu

Mimar Ramos de Azevedo Paris Opera binasından sonra Sao Paulo’nun Belediye Tiyatrosunu inşa etmiştir. Binayı Nouveau ve İtalyan Rönesans temalarının eklektik bir karışımı olarak tasarladı. Tiyatro 1911’de tamamlanmasından hemen sonra şehirin önemli bir cazibe merkezi haline geldi. 1922’de Brezilya’daki Modern Sanat Haftası’nda Brezilya Modernist Hareketi’nin merkezi haline geldi. Bu akımın temsilcilerini tanıttı ve eserlerini bünyesinde sergiledi. Emiliano Di Cavalcanti, Tarsila do Amaral, Anita Malfatti ve Menotti Del Picchia gibi isimler alanda eserlerine yer buldu. Ayrıca besteci Heitor Villa Lobos, oyun yazarı Mário de Andrade ve heykeltıraş Victor Brecheret de alanda ismini duyuranlar listesine girdi.

Güney Amerika’da sahne sanatları için önemli bir merkez olan tiyatro binası Carla Fracci, Rudolf Nureyev, Titta Ruffo, Enrico Caruso, Maria Callas, Arturo Toscanini, Heitor’in yer aldığı uluslararası ünlü şarkıcılar, dansçılar, müzisyenler ve sahne sanatçıları tarafından gerçekleştirilen organizasyonlara ev sahipliği yapıyor. Villa-Lobos ve Mikhail Baryshnikov tarafından bina 1911 yılında yenilenerek tekrar hizmete açıldı. Alan aynı zamanda Sao Paulo Senfoni Orkestrası, Coral Lírico Korosu ve Sao Paulo Şehir Balesine ev sahipliği yapıyor.

Ibirapuera Parkı

Ibirapuera Parkı Oscar Niemeyer tarafından tasarlanan yapılarla VE Roberto Burle Marx tarafından tasarlanan peyzaj alanları ile ünlüdür. Anıtlar, müzeler, oyun alanları, bahçeler, patikalar, göller ve performans alanlarıyla muazzam yeşil bir alanı kaplayan park muhteşem doğası ile gelenleri büyülüyor. Alan Sao Paulo halkı için bir eğlence cennetinin yanı sıra modern mimarlık ve kültürün vitrinidir. Parkta Sao Paulo’nun öncülerini anlatan Bandeiras Anıtı, Brezilyalı heykeltraş Victor Brecheret’in muhteşem kahraman figürleri ve 1932 yeni anayasa anısına dikilmiş bir dikili taş alana anlam katan eserleri oluşturuyor.

Parkın içinde yer alan Oscar Niemeyer tarafından tasarlanmış olan ultra modern müzik salonu Sao Paulo’nun en iyi konser mekanlarından biri olarak kabul edilir. Folklorik Sanat Müzesi de alanda yer alan diğer kültürel mekanlardandır. Ayrıca uçaklarla ilgili olanbir koleksiyonda alanda ziyaretçilerini bekliyor. Uçak teçhizatları ve modelleri koleksiyon kapsamını oluşturuyor.

Çağdaş Sanat Müzesi

Oscar Niemeyer tarafından tasarlanmış olan ve 1957’de tamamlanan Ibirapuera Parkı’nın içinde yer alan mükemmel Çağdaş Sanatlar Müzesi de özel sergiler ve şovları ile sizleri bekliyor. Müze Picasso, Modigliani ve Leger gibi büyük santçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Önde gelen Brezilyalı ressam Tarsila do Amaral, Anita Malfatti, Portinari ve Di Cavalcanti gibi yerli ressamların eserleri de koleksiyonu tamamlayan eserler arasındadır.  Latin Amerika’da 20. yüzyıl Batı sanatının en büyük koleksiyonlarını barındıran müze Marc Chagall, Wassily Kandinsky ve Joan Miró’nun eserlerini de sergiliyor. Müzenin Heykel Bahçesi Roberto Burle Marx tarafından tasarlanmış ve alanın açık hava kısmında 30 büyük eser sergiliyor.

Bağımsızlık Parkı

Bağımsızlık Parkı Sao Paulo’nun Ipiranga bölgesinde 1822’de Prens Pedro’nun Brezilya’nın bağımsızlığının dile getirildiği derenin yanında yer alıyor. Versailles’tan esinlenen güller, çiçekler ve çeşmelerin resmi bahçelerine bakan Paulista Müğzesi ile bir bütün oluşturuyor. Bu müze daha çok Ipiranga Müzesi olarak da bilinir. Bu müzenin yapımında İtalyan mimar Tommaso Gaudenzio Bezzi Rönesans saraylarını anımsatan bir tarzda İtalyan Neoklasizmi’ni uygulayarak eklektik bir tasarım yaratmış. İçinde büyük kostüm koleksiyonları, dekoratif sanatlar, tablolar ve İmparatorluk Dönemi mobilyalarıno barındıran müze yapısı ve doğası ile gelen ziyaretçilerine keyifli dakikalar sunmaya devam ediyor.

Katedral

Neo-Gotik bir tarzda inşa edilen katedral daha erken dönemde yapılmış bir katedralin üzerine inşa edilmiş. İnşası 1913’ten 1967’ye kadar sürmüş. İnşaatı iki dünya savaşı nedeniyle bir süre durmuş.  Savaş zorlukları esere İtalya’dan mozaik ve diğer dekoratif unsurların alınmasını zorlaştırmış. Katedralde 1954’te Sao Paulo’nun kuruluşunun 400. yıldönümü kutlamaları yapılmış. Duvarlarında peygamberlerin ve Mesih’in öğrencilerinin heykelleri bulunmaktadır. Kilisenin geri kalanı neo-gotik olmasına rağmen kubbesi Rönesans tarzında inşa edilmiş.  İç mekanında Brezilya’daki Katoliklik tarihini tasvir eden 10.000 öge ve vitray pencereleri de dahil olmak üzere birçok ilginç özellik gezinizde sizi bekliyor. Katedralde  Armadillolar da dahil olmak üzere Brezilya bitki çeşitliliğini temsil etmek üzere oyulmuş sütunların üzerindeki işlemelere kesinlikle dikkat etmelisiniz. Mermer heykeller ve mezarlar görmek için ana kilisenin altındaki crypt’i de gezebilirsiniz. Katedral Sao Paulo’nun tarihi merkezinde bulunur ve eski şehri keşfetmeye başlamak için iyi bir noktada yer alır.

Kolej Avlusu

Bu alan Manuel de Nobrega ve Jose de Anchieta ve Cizvitler için bir konut ve eğitim merkezi olan İsa Cemaatinin Kolej avlusuymuş. Şu anda alan Sao Paulo’nun merkezini oluşturur. Bir meydan niteliğindedir. Meydan şu anda Tarihi Müzesi, Kutsal Sanat Müzesi ve Anchieta Şapeli’ne ev sahipliği yapıyor. 16. Yüzyıldan kalma binanın tüm parçaları kapalı kapılar ve duvarlar arkasındadır. Ayrıca alanda yer alan müzenin bahçesinde hoş bir kafe de sizi bekliyor.

Benedikt Kilisesi

Benedikt Manastırı ve Kilisesi 16. yüzyılın sonlarında kurulmuş. Ancak mevcut kilise sadece şu anda 1910-22 arasında tarihlenebiliyor. İçinde zengin boyalı ve Agostinho de Jesus tarafından oyulmuş St. Benedict ve St. Scholastica’nın 17. yüzyıl heykellerini içerdiği için onu yeni tarihine bakarak değerlendirmeyin. Bu antika yapıları ile birçok eserden daha eski bir yapıyı ifade ediyor. Oldukça sade dış görünümü de sizi yanıltmasın. Manastırın dekorasyonuna bir takım önemli Benediktli sanatçıları da katkıda bulunmuş. Ayrıca etkileyici vitrayları incilerle hazırlanmış bir elbise gibi izlenim veriyor. 1777 yılına dayanan haçı da yapının dikkat çekici unsurlarındandır.  Manastır mağazasından alacağınız ekmek, pasta ve keklerle gezinize tatlı bir ara da verebilirsiniz.

Nossa Senhora da Luz Kilisesi

Sao Paulo’nun geleneksel mimarisinin tipik örneklerinden olan Nossa Senhora da Luz manastır ve kilisesi 18. Yüzyılda inşa edilmiş. Binada birçok eser kilden yapılmıştır. Nossa Senhora da Luz manastırı şimdi 16 ila 19. yüzyıllardan kalma heykellere, resimlere ve mobilyalara ev sahipliği yapıyor. Kilisenin Kutsal Sanatlar Müzesi’nde ayrıca 11.000’den fazla eser sergileniyor. Sao Paulo’nun en eski müzesi olan mekan Praça Tiradentes, Pinakoteca do Estado, Devlet Resim Galerisi gibi koleksiyonlara da ev sahipliği yapıyor. Özellikle Brezilyalı sanatçılar tarafından yaklaşık 2,500 resim, çizim ve baskı da müzenin koleksiyonları arasındadır.